chnylmz Blog v0.4

18Jan/140

SXSW – Austin, TX Yeme Icme Rehberi

Austin'e SXSW döneminde gideceğinizi varsayarak tek tek mekanlardan bahsetmeden önce bir kaç önemli hususa temas etmek istiyorum.

SXSW koşturmacasında çoğu zaman yeme-içme konusu keyifden ziyade hayatta kalma meselesine dönüşebilir, bunu bilerek gelin:)

Rezervasyon alıyorsa gitmek istediğiniz yer, mutlaka rezervasyon yaptırın. Eğer rezervasyon yaptırmıyora SXSW döneminde deeevv sıra durumuna ihtimaline karşı sabrınızı da yanınıza alarak gidin. Hatta mümkünse herkesin yemek molası verdiği öğle saatleri dışındaki saatleri tercih edin.

Her daim koşturmaca esnasında sandvic, kahve alabileceğiniz bir yerler bulabilirsiniz, benim bahsedeceğim mekanlar biraz daha keyif ve sosyalleşmek için gidilebilecek mekanlar..

Listeyi belki de Austin'in en meşhur mekanı olan Franklin BBQ ile açıyorum. Rezervasyon yok, 11'de açılan mekan için SXSW dönemi insanlar 8:30'da sıraya giriyor. Biz de bunu okuduğumuzda inanamadık ve 9:30'da sıraya girip 14:00'da yemekten kalkabildik. O kadar saat napılır diye düşünüyorsanız, köşede $5'a sandalye kiralayan bir amca var. Mekan içerisinde daimi bira ve meşrubat servisi yapılıyor mekan açılana kadar. Yan tarafta da Walmart kılıklı bir market var, arada gidip bir şeyler alıp gelebiliyorsunuz. Herkes bir şekilde sıra olayını duyup geldiği için yanında iPad, laptop vs oluyor. Dımdızlak gelseniz de sıkılmazsınız gerçi, sürekli sağınızla solunuzla bir sosyalleşme halinde oluyorsunuz. Mekanın esprisine gelecek olursak, Anthony Bourdain programlarından da bilgimizle, burası Amerika'nın en iyi BBQ mekanlarından biri. 4-5 çeşit et var menüde, mutlaka hepsinin tadına bakın ve Nusret'i falan unutun, bu öyle bir şey değil. Et yerken gözleriniz dolacak mutluluktan. Herkesin olduğu gibi sizin de eminim tatlı mideniz farklıdır. Dolayısıyla pie denemeden geçmeyin. Vejeteryan arkadaşınız varsa götürmeyin bu arada, travma geçirebilir.

Koşturma ve vakit darlığında gidemedim ama Barley Swine bir diğer meşhur Austin mekanlarından. Ortaya söyleyip paylaşmalık tapas kafası bir menüsü var ama aklınıza İspanya gelmesin, füzyon mutfağı daha ziyade.

Amerika'nın Adana'sı olarak değerlendirilebilecek Austin'de değişiklik peşindeyseniz sushi ve japon mutfağı seviyorsanız mutlaka ama mutlaka Uchi'ye gitmenizi tavsiye ediyorum. Rezervasyon kabul ediyorlar, dev sıraları aşmak için önerim rezervasyonla gitmeniz. Ağzınızla yerseniz $35-40 gibi bir hesap ödeyebilirsiniz kişi başı. Ama yok ben Vedat Abi gibi sushi işine girerim derseniz kişi başı nadide balıklar içeren sushileri yiyerek $80-100 sınırını da zorlayabilirsiniz. Bir de sake kokteyllerini de mutlaka deneyin.

Bira içmeyi seven ve farklı biralar tatmak isteyen biriyseniz The Ginger Man Austin'de sizin mekanınız olabilir. Lokal biraları deneyin derim, bildiğiniz biralarla vakit kaybetmeyin. The Ginger Man dışında da bir kaç "micro brewery" mevcut Austin'de ama çeşitlilik açısından Ginger Man'den daha iyisini bulamadım açıkçası.

Jo's Coffee sabah kahvaltısı için tek tük mekanlardan biri. Esasen kahve zinciri ama yiyecek menüsü de bir o kadar başarılı. Austin'de otel kahvaltısı dışında gerçekten fazla bir seçenek yok, genelde breakfast taco vs satan yerler oluyor. O nedenle bu mekana bir göz atabilirsiniz. Kahvesi de Starbucks'ı döver.

Eğer Franklin'e gidip çıtayı yükseltmediyseniz Stubb's Bar-B-Q'yu deneyebilirsiniz. Gündüzleri nispeten az sıra oluyor, etler gayet tatminkar. Bunun dışında da canlı müzik mekanı.

Stubb's dan bi "tık" daha iyi diyebileceğim yer -hem de Austin Convention Center'a olan yakınlığından dolayı- Iron Work BBQ olabilir. Yakın olmasının avantajı olduğu kadar dezavantajı da var. Öğle saatlerinde sıra köşeyi dönüyor ama örn 3-4 gibi giderseniz çok rahat yemek yiyebilirsiniz. Sampler plate kafası her şeyden azar azar olan tabak tercih sebebi olabilir.

6th Street'te takıldığınız bir zamanda mutlaka Casino El Camino'ya uğrayın. Bloody Mary efsane! Burgerleri hiç fena değil, tavuk kanadı oldukça iyi. Ama sipariş verirken acı konusunda cesaret gelmesin. Orta acı siparişini Adanalı olsanız bile yiyemeyebilirsiniz. SXSW zamanı siparişin gelmesi 1-1,5 saat sürebiliyor dikkat. Mekanın atmosferi bu arada From Dusk Till Dawn kafası.

Hot dog severler için önerim Frank. Çok açım diyip kendinizi garsonların ellerine bırakabilirsiniz, gayet güzel önerilerle gelip sizi mutlu ediyorlar. Hot dog'un yanı sıra diğer atıştırmalıklardan da mutlaka sipariş edin. Ayrıca dev viski ve bira menüsü var. Bir hot dog dükkanından beklenmeyecek ölçüde iyi de kahve yapıyorlar.

Biraz 6th Street ve Convention Center kaosundan uzak durayım, bir şeyler yazıp çizeyim modundaysanız akşam geç saate kadar açık olan Caffe Medici'yi öneririm. Kahveleri gayet güzel, atıştırmalık bir şeyler de mevcut. Dileyene bira da var.

İlla gidin diyemem ama mutlaka kafanızı bir uzatıp bakın diyeceğim mekan Höek's Death Metal Pizza. Metal müzik eşliğinde kafa sallayarak pizza açan ustalar görülmeye değer. Mekan 6th Street üzerinde bu arada.

6th Street'te müzik grubu kovalama peşindeyseniz veya buralarda dolanıyorsanız fark edeceksiniz, çok fazla yemek seçeneği yok 6th üzerinde. Eskaza The Jackalope'a girip tecrübe ettiğimden bu yazıyı okuyanları da uyarmakta fayda görüyorum. Burgerler gayet iyi olsa da servis efsane yavaş, garsonların da dünya umrunda değil. Foursquare'de de benzer yorumları göreceksiniz zaten.

Tüm bu mekanlarla ilgili genel geçer bir durum olarak, neredeyse hepsinde wifi var. Austin gibi bir yerde olduğunuz için Google Maps ve Foursquare'e her daim güvenin. Foursquare yorumlarını mutlaka okuyun.

Kendime not olsun diye de Foursquare'de bir liste yaratmıştım, onu da şurdan görebilirsiniz. https://foursquare.com/chnylmz/list/sxsw

 

 

Tagged as: , , , Yorum
8Jul/120

New York City Rehberi / 2. Bolum

Rehberin 2. bölümüne yine Manhattan'dan devam ediyoruz.

Ideya: Dost tavsiyesi ile arayıp bulduğumuz mekanın mojitosu ve bloody mary'si meşhur. Açık ara içtiğim en mojito ve bloody mary burada diyebilirim. İşin sırrı sanırım kullandıkları romda ve bloody mary'nin tüm malzemelerin taze, günlük hazırlanıyor olmasında ve elbette barmenin elinin ayarını da göz ardı etmeyelim.

Chipotle: Bu tavsiye Meksika mutfağı severler için. Sağda solda şubelerini görebilirsiniz ama en merkezi ve bulması kolay olanlardan biri Bryant Park'ın karşısındaki. Burritolar mide fesatı geçirtir cinsten ama bir o kadar lezzetli. Daha ufak porsiyonda bir şeyler arıyorsanız taco deneyebilirsiniz. Buranın en sevdiğim yanlarından biri bardak ve peçetelerde yazan sosyal sorumluluk mesajları.

The Breslin: The Ace Hotel'in altında yer alan bir başka efsane mekan. Burayı mutlaka bir sabah kahvaltıda denemelisiniz. Bunun haricinde de diğer öğünler için yemek menüsü bulunuyor. Kişisel favorim ise aşağıdaki 3 peynirli tost ve yanında ev yapımı sosis olmuştu. nomz!

 

Hagi: Bu mekan Japon mutfağı ve sake menüsü ile ünlü. Time Sq'e yakın ancak bulmak sabır istiyor. Zira ufacık bir kapının açıldığı merdivenlerden yerin bir kat altına inilerek giriliyor. Mekana girdiğiniz zaman da müşterilerin %90'ının Japon olduğunu göreceksiniz. Fiyatlar oldukça uygun, menünün yarısını deneyip makul bir fiyata çıkabiliyorsunuz. Wasabi Dumpling mutlaka siparişleriniz arasında olsun.

Eataly: Flatiron District'e çok yakın olan mekanın özelliği, dev bir binanın zeminine tamamen yayılmış olması. Uçsuz bucaksız mekanın her köşesinde ayrı bir lezzet var. Bir tarafta pizza, makarda, diğer tarafta deniz mahsüller, başka bir tarafta şarap & peynir tattıktan sonra yine İtalyan tatlılarına kahve ile eşlik edebilirsiniz. Yeme-içme dışında da market şeklinde hizmet veriyor.

Birreria:  Eataly'nin içerisinde yer alan asansörden çıkılan bu mekanın yemekleri ve zengin bira menüsü meşhur. Akşam saatlerinde kalabalık olduğundan rezervasyon yaptırmanızda fayda olabilir.

Hill Country BBQ: Yine Flatiron District'e yakın tipik bir Texas grill mekanı. Hem tavukçusu hem etçisi var ama tavsiyem tavuk ile vakit kaybetmeyin. 3-5 çeşit et var, tavsiyem brisket lean. Pound usülü söylüyorsunuz, kağıda sarıp veriyorlar, yine yanına coleslaw gibi ıvır zıvır alabiliyorsunuz. Favori side dish'imiz green bean olmuştu. Fotoğraf lezzeti yansıtmasa da konsepti anlatabilmek adına fotoğrafını paylaşıyorum.

230 Fifth: Manhattan'ın keyifli ve popüler teraslarından biri. Gün batımında veya gecenin ilerleyen saatlerinde çıkıp kokteyl içmek için bire bir. Dress code'a pek takılmıyorlar, kapıda ağır abiler dursa da şort+tshirt formatına arıza çıkarmamışlardı.

Eisenberg's Sandwich Shop: Notlarımız arasında olmasına rağmen gidemediğimiz bir yer. Katz's Deli gibi sandvicleri ile meşhur. Biz gidemedik, bari siz gidin.

Haru: Sake kokteylleri ve sushileri meşhur. Açık ara yediğimiz en iyi sushi idi. Coşarsanız 2 kişi $150 vermeniz olası. Menüde sushilerin kaç parça olduğu yazmadığından 2 kişi 70 parça sushi ile karşılaşmanız da diğer bir olasılık. Mutlaka sipariş verirken sorun.

Arlene's  Grocery: Eğer New York'ta boş bir pazartesi akşamınız varsa mutlaka buraya uğramalısınız. Akşam 22:00 itibariyle başlayan canlı karaokeyi ömür boyu unutamayacağınız bahse girebilirim. Dünyanın en komik host'unun şarkı söyleyip sunduğu, her şarkı söyleyenin adeta bir rock star olduğu bir mekandan bahsediyoruz. Karaokeyi yapanların arkasında çalan grup ise 10 yılı aşkın bir süredir çalıyor. Akan yazı falan yok, önünüzdeki kağıtlardan şarkı seçip sözlerden kopya çekmeye çalışıyorsunuz. YouTube'da aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu arada en meşhur olay ise her şarkı söyleyenin ardından host'un "let's give him a holy shit" diye seyirciyi "hoolllyy shit" şeklinde bağırtması.

Bubba Gump Shrimp Co: Forrest Gump'tan esinlenerek kurulan bu zincirin bir şubesi de Times Sq'de yer alıyor. Deniz mahsüllerinden oluşan bol kalorili menü oldukça lezzetli. Forrest Gump bilgisine güvenenler için garsonlar gelip ödüllü ufak quizler yapıyor. Girişte ise Forrest Gump merchandise edinilebilir.

 

Manhattan'dan Brooklyn'e geçmeden evvel bir kaç genel bilgi daha paylaşmak gerekirse;

Alışveriş için Bryant Park'tan 5th Avenue'ya çıkarsanız Central Park'a varana kadar olan mağazalar eminim sizi tatmin edecektir. 5th Av sonuna geldiğinizde sağınızda göreceğiniz FAO Schwarz ve meşhur Apple Store'a uğramayı ihmal etmeyin. Hatta Apple hastaları mutlaka Grand Central mağazasına da uğramalı.

 

SoHo'da mutlaka W Houston St ve Canal St arasında kalan kısımda Wooster, Greene, Mercer St'te turlayın. Hem street art adına hem de designer dükkanları açısından içerik zengin.

  

  

Okumaktan yorumlayanlar için rehberin 3 ve 4. bölümlerinde ise Manhattan'da gezmelik görmelik son bir kaç yer ve Brooklyn'den bahsediyor olacağım.

İlave sorusu olanları da Twitter'a alalım.

8Jul/120

New York City Rehberi / 1. Bolum

El emeği göz nuru nYc notlarını elimden geldiğince burada derlemeye çalıştım. Eşe dosta, Google aramalarından gelenlere bir faydamız dokunsun.

New York City'deki yeme-içme işine, gezmeye tozmaya ömür yetmeyeceği için notları olabildiğince gruplamaya gayret ettim.

Başlamadan evvel kısa ve genel bir nYc bilgisi;

JFK'ye indiğiniz zaman 2-3 kişi iseniz trenle, metroyla hiç uğraşmayın, atlayın bir taksiye. Zira havaalanından ve merkezden taksiler fiks fiyat. Bahşiş dahil $45-55 arası bir paraya geliyor.

Manhattan'da ise (vaktinizin çoğunu burada geçireceğinizi varsayarak) mutlaka metroyu kullanmayı öğrenmeniz gerekiyor. Gider gitmez haftalık bir metro kartı alırsanız yaptığınız en karlı alışveriş bu olacaktır. Çoğu otel lobisinde, turist ofislerinde de metro haritası var, buralardan kolaylıkla edinebilirsiniz. Metronun girişinde de var ama şahsen bana otellerden aldığım versiyonu daha anlaşılır geldi hep.

Metroda ise bulunduğunuz lokasyona göre haritada yukarı gidecekseniz uptown, aşağı gidecekseniz downtown trenine biniyor olmalısınız. Express ve local train anonslarına, yazılarına da dikkat, express train'e binerseniz 3-5 durak, bazen 10 durak atlama ihtimaliniz var. Brooklyn'e giderken bu iyi bir şey olsa da emin olmadığınız noktada tercih etmeyin.

Taksi kısa mesafelerde çok pahalı değil ama vakit kaybı olabiliyor trafikten dolayı. Ayrıca metroda her an karşılaşabileceğiniz renkli görüntüler de anı olarak cepte kalabilir. Özellikle L Train'de bolca sokak sanatçısına denk gelebilirsiniz. Sebebi ise bu adamlar genellikle Union Sq'de gösteri yapıyor, Brooklyn tarafından gelip gidiyor, dolayısıyla da L Train'e biniyorlar.

İletişim için ise her yerde süper hızlı interneti bulunan Starbucks mevcut. Telefonunuz Viber uygulamasını destekliyorsa Türkiye'den herkesle bu vasıtayla bedava konuşabilirsiniz. Starbucks dışında da Manhattan'da nereye gitseniz bedava wi-fi mevcut.

Aşağıda bahsedeceğim mekanları da Google Maps'den kolaylıkla bu sayede bulabilirsiniz.

Son tavsiyem ise, restoran, bar, cafe gibi mekanların kapısındaki Zagat puanlarına göz atın. Puanlar 30 üzerindendir, 23-24'lük mekanlar iyi, 27'ye inanılmaz gözüyle bakabilirsiniz. iPhone uygulaması paralı ($9.99), ayrıca kitabı da mevcut. Yeme-içme işine düşkün olanlara uygulamasını indirmesini öneririm, nYc'de harika mekanlar keşfedebilirsiniz.

Manhattan

Fiks turistik atraksiyonları yapacağınızı veya en azından aşina olduğunuzu varsayarak Times Sq, Özgürlük Heykeli, Empire State Building gibi geyik mevzuların detaylarına girmiyorum. Sadece gitmek istiyorsanız tavsiyem, sokakta bunların biletlerini satan abilerden hepsine giriş sağlayan biletlerden alıp $5-10 tasarruf edebilirsiniz.

Biletini kapıdan alırsanız Özgürlük Heykeli'ne gitmek yarım gününüzü alabilir. İnternetten alınan biletler için hızlı akan öncelikli sıra var. Ayrıca ablanın tacına çıkmak isterseniz yine biletini internetten almanızı öneriyorum. Ayrıca buraya giden feribotlarda havaalanı güvenliği var baştan uyarayım, ızdırap olabiliyor. Vaktiniz az ise Battery Park'ta bir tur atarak da Özgürlük Heykeli'ni görebilirsiniz.

Rockefeller'ın manzarası nispeten Empire State'e göre daha iyi, altında da gezecek dükkanlar olduğundan tercih sebebiniz olabilir. Kışın da önünde buz pateni yapmak en popüler aktivitelerden. Dizi hastasıysanız altındaki NBC Store'u kaçırmayın. Game of Thrones ve Tru:Blood hastaları için ise hemen yakınında HBO Store var. Yine hemen Rockefeller'ın dibinde de dünyadaki tek Nintendo müzesi var. 5-10 dakika vakit geçirmelik bir yer eğer Pokemon hastası değilseniz.

  

Gelelim Manhattan'da alışveriş ve yeme-içme konularına.

Katz's Deli: Et severler için mabed diyebiliriz. 1888'den beri hizmet veren bu mekanın roast beefli sandvicleri meşhur. Yanında da efsane turşusu. Gerisi teferruat. Önemli uyarı: Sadece nakit çalışıyorlar, kredi kartı geçmiyor.

  

Magnolia Bakery: Sanırım bu dükkandaki hemen hemen her şeyi kendimizi kaybedip yedik 🙂 En efsane lezzet banana puding. Cup cakeler, barlar, pastalar ve hatta kahvesi enfes. Damak zevkinize göre bir kaç parça alın elden ele dolaştırıp her şeyin tadına bakın.

 

Bill's Bar & Burger: Başlangıçları, hot dog ve burgerler nefis. Esas olay ise devasa bira menüsü. Sports bar tadında da bir yer olduğundan NBA maçı izlerken bira içip, hot dog yiyebilirsiniz.

The Counter: Şubeleri mevcut, en kolayı Times Sq'de olan sanırım. Mekanın esprisi ise burgerleri. Ekmeğinden etin gramajına, içindeki soslara her şeyini kişiselleştirebiliyorsunuz. Uzun ve göz doyuran bir check list üzerinden işaretleyip garsona veriyorsunuz. Dikkatimi çeken şey ise menüde yazan et gramajlarının piştikten sonraki ağırlığı olması. Malum bizdeki burgercilerde pişmemiş ağırlıkları yazıldığı için 200 gram köfte beklerken tükürük köftesi gibi bir şey geliyor önünüze.

 

 'wichcraft: Bu arkadaşların ise sandvicleri meşhur. Doyurucu, her öğün için uygun, taze hazırlanan sandvicler mevcut. Sağda solda şubelerine denk gelebilirsiniz ama önerim Bryant Park'tan bir şeyler alıp çimenlere yayılmanız yönünde olabilir.

Fat Witch Bakery: Brownie hastaları için kaçırılmaması gereken mekan. Chelsea Market'a yolunuz düşerse uğrayın mutlaka, o an aç olmasanız bile çantaya atın 😉

Lucy's Whey: Chelsea Market'ta yer alan bir peynirci. Sabah kahvaltısında bir yere oturup uzun uzun vakit geçirmek istemiyorsanız buradan grilled cheese sandwich almanızı öneririm. Peynirleri o kadar iyi ki dönüşte Türkiye'ye taşımak isteyeceğinize bahse bile girerim.

9th Street Espresso: Kahveseverler bu mekanı kaçırmasın. Chelsea Market 'ın ortasında yer alıyor. Zagat skoru 27 ! Macchiato siparişi verip yapılırken izlemenizi öneririm. Kahve değil, sanat.

 

Stumpdown Coffee: Yazının ilerleyen kısımlarında tekrar değineceğim Ace Hotel'in altında yer alıyor. Taze şişelenmiş soğuk kahvelerini, latte'yi tavsiye ederim. Kullanıyorsanız çok şık tumbler da satın alabilirsiniz. Hatta bu abilerin bazı tasarımsal işleri The Fancy, Cool Hunting gibi sitelerde sık sık yer buluyor.

 

Buraya kadar sabırla okuyanları 2. bölümde bekliyorum.