chnylmz Blog v0.4

18Jan/140

SXSW – Austin, TX Yeme Icme Rehberi

Austin'e SXSW döneminde gideceğinizi varsayarak tek tek mekanlardan bahsetmeden önce bir kaç önemli hususa temas etmek istiyorum.

SXSW koşturmacasında çoğu zaman yeme-içme konusu keyifden ziyade hayatta kalma meselesine dönüşebilir, bunu bilerek gelin:)

Rezervasyon alıyorsa gitmek istediğiniz yer, mutlaka rezervasyon yaptırın. Eğer rezervasyon yaptırmıyora SXSW döneminde deeevv sıra durumuna ihtimaline karşı sabrınızı da yanınıza alarak gidin. Hatta mümkünse herkesin yemek molası verdiği öğle saatleri dışındaki saatleri tercih edin.

Her daim koşturmaca esnasında sandvic, kahve alabileceğiniz bir yerler bulabilirsiniz, benim bahsedeceğim mekanlar biraz daha keyif ve sosyalleşmek için gidilebilecek mekanlar..

Listeyi belki de Austin'in en meşhur mekanı olan Franklin BBQ ile açıyorum. Rezervasyon yok, 11'de açılan mekan için SXSW dönemi insanlar 8:30'da sıraya giriyor. Biz de bunu okuduğumuzda inanamadık ve 9:30'da sıraya girip 14:00'da yemekten kalkabildik. O kadar saat napılır diye düşünüyorsanız, köşede $5'a sandalye kiralayan bir amca var. Mekan içerisinde daimi bira ve meşrubat servisi yapılıyor mekan açılana kadar. Yan tarafta da Walmart kılıklı bir market var, arada gidip bir şeyler alıp gelebiliyorsunuz. Herkes bir şekilde sıra olayını duyup geldiği için yanında iPad, laptop vs oluyor. Dımdızlak gelseniz de sıkılmazsınız gerçi, sürekli sağınızla solunuzla bir sosyalleşme halinde oluyorsunuz. Mekanın esprisine gelecek olursak, Anthony Bourdain programlarından da bilgimizle, burası Amerika'nın en iyi BBQ mekanlarından biri. 4-5 çeşit et var menüde, mutlaka hepsinin tadına bakın ve Nusret'i falan unutun, bu öyle bir şey değil. Et yerken gözleriniz dolacak mutluluktan. Herkesin olduğu gibi sizin de eminim tatlı mideniz farklıdır. Dolayısıyla pie denemeden geçmeyin. Vejeteryan arkadaşınız varsa götürmeyin bu arada, travma geçirebilir.

Koşturma ve vakit darlığında gidemedim ama Barley Swine bir diğer meşhur Austin mekanlarından. Ortaya söyleyip paylaşmalık tapas kafası bir menüsü var ama aklınıza İspanya gelmesin, füzyon mutfağı daha ziyade.

Amerika'nın Adana'sı olarak değerlendirilebilecek Austin'de değişiklik peşindeyseniz sushi ve japon mutfağı seviyorsanız mutlaka ama mutlaka Uchi'ye gitmenizi tavsiye ediyorum. Rezervasyon kabul ediyorlar, dev sıraları aşmak için önerim rezervasyonla gitmeniz. Ağzınızla yerseniz $35-40 gibi bir hesap ödeyebilirsiniz kişi başı. Ama yok ben Vedat Abi gibi sushi işine girerim derseniz kişi başı nadide balıklar içeren sushileri yiyerek $80-100 sınırını da zorlayabilirsiniz. Bir de sake kokteyllerini de mutlaka deneyin.

Bira içmeyi seven ve farklı biralar tatmak isteyen biriyseniz The Ginger Man Austin'de sizin mekanınız olabilir. Lokal biraları deneyin derim, bildiğiniz biralarla vakit kaybetmeyin. The Ginger Man dışında da bir kaç "micro brewery" mevcut Austin'de ama çeşitlilik açısından Ginger Man'den daha iyisini bulamadım açıkçası.

Jo's Coffee sabah kahvaltısı için tek tük mekanlardan biri. Esasen kahve zinciri ama yiyecek menüsü de bir o kadar başarılı. Austin'de otel kahvaltısı dışında gerçekten fazla bir seçenek yok, genelde breakfast taco vs satan yerler oluyor. O nedenle bu mekana bir göz atabilirsiniz. Kahvesi de Starbucks'ı döver.

Eğer Franklin'e gidip çıtayı yükseltmediyseniz Stubb's Bar-B-Q'yu deneyebilirsiniz. Gündüzleri nispeten az sıra oluyor, etler gayet tatminkar. Bunun dışında da canlı müzik mekanı.

Stubb's dan bi "tık" daha iyi diyebileceğim yer -hem de Austin Convention Center'a olan yakınlığından dolayı- Iron Work BBQ olabilir. Yakın olmasının avantajı olduğu kadar dezavantajı da var. Öğle saatlerinde sıra köşeyi dönüyor ama örn 3-4 gibi giderseniz çok rahat yemek yiyebilirsiniz. Sampler plate kafası her şeyden azar azar olan tabak tercih sebebi olabilir.

6th Street'te takıldığınız bir zamanda mutlaka Casino El Camino'ya uğrayın. Bloody Mary efsane! Burgerleri hiç fena değil, tavuk kanadı oldukça iyi. Ama sipariş verirken acı konusunda cesaret gelmesin. Orta acı siparişini Adanalı olsanız bile yiyemeyebilirsiniz. SXSW zamanı siparişin gelmesi 1-1,5 saat sürebiliyor dikkat. Mekanın atmosferi bu arada From Dusk Till Dawn kafası.

Hot dog severler için önerim Frank. Çok açım diyip kendinizi garsonların ellerine bırakabilirsiniz, gayet güzel önerilerle gelip sizi mutlu ediyorlar. Hot dog'un yanı sıra diğer atıştırmalıklardan da mutlaka sipariş edin. Ayrıca dev viski ve bira menüsü var. Bir hot dog dükkanından beklenmeyecek ölçüde iyi de kahve yapıyorlar.

Biraz 6th Street ve Convention Center kaosundan uzak durayım, bir şeyler yazıp çizeyim modundaysanız akşam geç saate kadar açık olan Caffe Medici'yi öneririm. Kahveleri gayet güzel, atıştırmalık bir şeyler de mevcut. Dileyene bira da var.

İlla gidin diyemem ama mutlaka kafanızı bir uzatıp bakın diyeceğim mekan Höek's Death Metal Pizza. Metal müzik eşliğinde kafa sallayarak pizza açan ustalar görülmeye değer. Mekan 6th Street üzerinde bu arada.

6th Street'te müzik grubu kovalama peşindeyseniz veya buralarda dolanıyorsanız fark edeceksiniz, çok fazla yemek seçeneği yok 6th üzerinde. Eskaza The Jackalope'a girip tecrübe ettiğimden bu yazıyı okuyanları da uyarmakta fayda görüyorum. Burgerler gayet iyi olsa da servis efsane yavaş, garsonların da dünya umrunda değil. Foursquare'de de benzer yorumları göreceksiniz zaten.

Tüm bu mekanlarla ilgili genel geçer bir durum olarak, neredeyse hepsinde wifi var. Austin gibi bir yerde olduğunuz için Google Maps ve Foursquare'e her daim güvenin. Foursquare yorumlarını mutlaka okuyun.

Kendime not olsun diye de Foursquare'de bir liste yaratmıştım, onu da şurdan görebilirsiniz. https://foursquare.com/chnylmz/list/sxsw

 

 

Tagged as: , , , Yorum
27Mar/130

The Future of Location: From Social to Utility

Foursquare’in kurucusu ve CEO’su Dennis Crowley’nin Active'in kurucu ortağı Anil Dash ile yaptığı sohbete uzun bir sıranın içerisinde tereddütlü bekleyişten sonra katılmayı başardım. Öyle ki, sıra yok bari kahve alayım derken 5 dakikalık süre zarfında binayı içerden tavaf eden bir sıra oluşabiliyor.

Konuşmasının başında Dennis 4 sene önce SXSW’de Foursquare'in lansmanını yaptıklarından bahsetti. 4 sene evvel Foursquare'i tanıtmaya geldiğinde üzerinde 4sq t-shirtü ile gezen, meraklı insanlara uygulamalarının ne işe yaradığını anlatmaya çalışan bir gençmiş. Dönem itibariyle ise 30 milyon kullanıcıya sahip ve sistemde 3 milyondan fazla mekan bulunuyor.

Dennis 4sq’nun temel fonksiyonunu ise <yakın çevrenizdeki en iyi şeyler> olarak özetliyor.

Uygulamayı geliştirirken kullanıcıları sıkça A/B test methoduna tabi tutmuşlar ve başarıyı çoğu zaman böyle yakalamışlar.

Uygulamaya ilave olarak internet sitesinin başarısının öncelikle gamification bakış açısını çok iyi uyguladıklarından ve sitenin bir hikaye anlatmasından ileri geldiğini belirtti.

Kullanıcı anlamında da geçen seneyi ikiye katlayarak büyük bir sıçrama yapmışlar.

Kullanıcı kazanımı adına ise 4sq kurulu olmayan smart phonelar üzerine yoğunlaşmayı strateji olarak belirlemişler. 4sq için uygulama geliştiren dünyada 40.000 developer mevcut. Öte yandan 4sq ekibi ise sadece 160 kişiden oluşuyor ve lokasyon anlamında binlerce çalışanı olan Google, Facebook gibi dev platformlardan da çok daha ileride olduğunu söylemekten geri kalmadı konuşmasında.

Yaklaşımın göbeğinde <what’s interesting?> sorusu yatıyor,  tamamen "point of interest" odaklılar. Harita uygulamalarındaki gibi rut çizmek bizim işimiz değil, o alana girmiyoruz diyor. Hayalleri Harry Potter filmindeki gibi bir sihirli bir harita yapmak, o an nerede ne olduğunu söyleyen... ve aslında gelinen noktada da aşağı yukarı bunu yapmış vaziyetteler.

QR kodun ise çalışmadığından bahsetti. Mağazaya gidiyorsunuz kasadaki adam hayatında ilk defa QR görmüş oluyor, yöneticisini çağırıyor dolayısıyla iş aksıyor. Ancak 4sq Deals çok basit ve kullanışlı, "unlock" etmek yeterli. Şu an üzerinde çalıştıkları konu ise müşterileri seviyelendirmek. Yani ilk defa mahalledeki kahveciye giden müşteri ile daimi müşteriye sistme aynı deal’ı vermiyor olacak.

4sq sizin verilerinizi topladığı için örn ben ilk defa Austin’e geliyorsam bunu biliyor ve bana explore bölümünden mutlaka gidip görmem gereken popüler yerleri öneriyor veya o sırada bir yerde parti varsa what’s trending kısmından gösteriyor.

Android’deki versiyonun her zaman iOS’dan bir adım önde olduğunu ve bu şekilde geliştirmeye devam ettiklerini söyledi. Yazılım geliştirme ile ilgili olarak da "Egomuz olmadığı için hatalarımızı çok rahat konuşuyoruz, kurum kültürü tamamen bu yönde" diyor.

Konu diğer uygulama geliştiricilerle API üzerinden entegrasyona gelince, tamamen 4sq datasını nasıl kullanmak istedikleri ile alakalı olarak yapıyoruz diyor.

Mekanları sadece bir nokta olarak görmüyorlar. Örn Yankee Stadyumu aslında bir hectagon, köşeleri var ve checkinlerden bu çok rahat anlaşılabiliyor. Aynı şekilde JFK havaalanı. Dolayısıyla aslında mekanların şeklini checkinlere göre çizebiliyorlar.

Konuşmasının sonunda ise işin nereye gittiği ile alakalı olarak şöyle bir örnek verdi;

"Örn Nike Fuel kullanıyorum, günlük ortalama hareketimi biliyor, akşam ise bara checkin yaptım ve sabaha karşı eve checkin yaptım. Bu gibi datalardan hareketle bana sistem neden ve nasıl kilo aldığımı çok rahat söyleyebilir."

Badge sisteminin nasıl işlediği ile ilgili olarak, insanlara normalde yapmadıkları şeyleri yaptırdığını söylüyor. Badge’i açabilmek için hiç gitmediğiniz bir yere gitmiş oluyorsunuz.

Soru-cevap kısmında mobil ödeme sistemleriyle ile ilgili gelen soruya da, AmEx işindeki gibi işbirliği yapıyoruz ancak mobil ödeme sistemi bizim işimiz değil orada başka oyuncular var biz en iyi yaptığımız iş olan point of interest işinde kalmaya devam edeceğiz dedi.

Konuşmasının bir bölümünde ise Tokyo'da bir gün içerisindeki checkinlerin oluşturduğu görüntüğü, şehrin gün içerisinde nereden nereye gittiğini gösterdi.

Video çekip kanalıma yüklemiştim, şuradan izleyebilirsiniz bir dakikalık videoyu.

 

26Mar/130

How Twitter Has Changed How We Watched TV

SXSW öncesinde 4-5 gün boyunca bir kaç saatimi ayırarak yüzlerce oturum arasından katılmak istediğim oturumları seçmiştim. Neyseki bunun için nefis bir iOS ve Android uygulaması bulunuyor organizasyonun.

Yaklaşık 24 saatlik bir İstanbul - Austin yolculuğunu takiben sabah kendimi Austin Convention Center'a attım. SXSW oturumlarının bir çoğunun gerçekleştiği irili ufaklı bir çok salonu olan dört katlı bir fuar merkezinden bahsediyoruz tam olarak.

Oturumun konuşmacısı Union Metrics şirketinin kurucu ortaklarından Jenn Deering Davis'di.

Bir süredir "second screen" lafı hayatımızda olduğundan enteresan olabileceği umudu ile oturuma girdim. Salon ağzına kadar doluydu ve benden sonraki kızı salon dolduğu için almadılar. Bu sefer şansım yaver gitti ama sonradan farkettim ki, önemli oturumları salonun dışındaki televizyon ekranlarından ve boş odalardan canlı yayınlıyorlarmış.

1 saatlik oturumda ön plana çıkanlar ise şöyle;

- Artık Twitter için bile dizi çekiliyor. Misal Pretty Little Liars. Dizi hakkında fikrim yok ama salonda her seferinde bir uğultu, gülüşme olduğundan popüler olduğunu tahmin ediyorum.

- Walking Dead sırasında, dakikada 10.000 tweet atılıyor.

- X Factor için 40 milyon tweet atıldı.

- Super Bowl için bu sene 24 milyon, geçtiğimiz sene ise 14 milyon tweet atılmıştı.

- Şampiyonlar Ligi finalinde dakikada 110.000 tweet atıldı.

- Twitter'da konuşma dalgalanmaları ise program tipine göre değişiyor. Normalde tv dizilerinde sinus eğrisi şeklinde yoğunluk grafiği seyrederken, sezon finali olduğu gün zirve yapıyor. Super Bowl gibi programlarda ise konunun sindirilmesi bir kaç gün sürdüğünden düşüş bir kaç gün sonra yaşanabiliyor. Netflix gibi portallarda dizinin tüm sezonu bir kerede yayınlanınca da farklı bir grafik karşımıza çıkıyor.

Buradan hareketle de aslında atılan tweetler ve oluşturduğu grafik dizinin başarısını öngörmek için kullanılabilir. Örn Terra Nova. Normalde dakikada 90k tweet atılırken, bu dizi için 1 haftada 90k tweet atılmıştı ve bu da başarısız olacağının bir işaretiydi.

- Fan engagement yaratmanın en güzel yolu onlara soru sormak, backstage görüntülerini yayınlamak, isteklerine cevap vermek. <It’s like having millions of producers working with you>

- Artık dizinin, programın seyrine izleyici karar veriyor. Örn #KillCarlAlready gibi bir hashtag başlatarak tepkilerini gösterebiliyorlar.

Hashtag konusu ile ilgili olarak ise aşağıdaki ufak notlar oturumda ön plana çıkan konuşmalardı;

- Hashtag artık çok sıkıcı, her yerde var, bunu daha ileriye götürmeliyiz.

- Hashtag sadece Twitter’da değil, Instagram, Tumbler, Youtube gibi bir çok platformda var ve farklı amaçlarda kullanılıyor. Örn Twitter’da anlık tepki verirken, Tumblr’da bir sahnenin üzerine görsel çalışıp bunun üzerinden konuşma devam ediyor, tepki dile getiriliyor.

- Hashtag "real time poll" için kullanılabilir.

Oturumdan bir kaç kare fotoğraf;

Tagged as: , , , Yorum
19Mar/130

Yeni Baslayanlar Icin SXSW

SXSW temel olarak 3 bölümden oluşuyor. Interactive, film ve müzik. Bunun yanı sıra festival döneminde katılabileceğiniz fuarlar mevcut. Interactive döneminde ajans veya teknoloji geliştiren firmalarin katildigi 3 günlük bir fuar düzenleniyor, eşzamanli olarak da baska bir mekanda oyun fuari gerçekleştiriliyor. Müzik zamaninda da muzik aletlerinin tanıtıldığı ve başka bir salonda enfes tasarımlara sahip posterlerin satıldığı birer fuar daha mevcut.

Gitmeyi düşünenler veya merak edenler icin bilinmesi gerekenler ise aşağı yukarı şöyle;

Katilmak istediğiniz bölüme gore SXSW sitesinden badge almaniz gerekiyor. Adı havalı olsa da platinum badge hiç bir ayrıcalık sağlamıyor sadece 10 gün boyunca tüm festivaldeki etkinlik ve oturumlara giriş sağladığı için adı platinum.

SXSW için endişelenmeniz gereken en önemli konu konaklama. SXSW döneminde oteller pahalı ve hemen doluyor. SXSW biletleri ağustos gibi satışa çıkar çıkmaz kalacak yeri de ayarlamakta fayda var. Eğer tek gitmiyorsanız en ekonomik konaklama icin airbnb'den ev tutmanizi öneririm. Evler normale göre çok pahalı olsa da yine de maliyeti bölüşeceginiz için otelden kesinlikle ucuz olacaktır. Bu arada tüm SXSW için gidiyorsanız 10 gün üst üste aynı otelde de kalamayabilirsiniz.

Otel konusunda ilk tercihinizi merkezdeki otellerden yana kullanın derim. Biraz dışarıdaki oteller daha ucuz gibi görünse de 1 hafta boyunca yola vereceğiniz para ile kafa kafaya gelebilir. Taksi ortalama merkeze 20-25 dolar tutuyor veya shuttle için bileklik alırsanız da 60 dolar gibi bir para ödüyorsunuz. Shuttle bilekliği interactive ve müzik için ayrı ayrı alındığından 120 dolar kafadan shuttla'a gidiyor. İşin saçma tarafi ise 1 kerelik shuttle kullanirsaniz 20 dolar, yani neredeyse taksi parasi veriyorsunuz. Araba kiralamayı düşünenler mutlaka merkeze erkenden gelsin. Günlük otopark parası ortalama 20-30 dolar, hatta 40'a bile gördüm son gün.

Gezmeyi düşünüp boş gün birakmayı düşünen olur ihtimaline karsi şunu söylemekte fayda var.. Gezecek görecek neredeyse hiç bir şey yok Austin'de. Hatta şehirde Nike, Foot Locker, GNC gibi zincir mağazaların hiç biri yok. Bir tek hastası için orta halli bir Urban Outfitters var diyebilirim. Alışveriş için Barton Creek en yakin mesafedeki alternatif. 25-30 dolar gibi bir taksi parasi tutuyor. Dönüşte buradan taksi bulmak imkansız olduğu için mutlaka taksinin numarasını alın ve arayıp almasını rica edin. Barton Creek'te ise orta halli mainstream Amerikan markaları var temel olarak. Yakindaki tek Apple Store ise yine burada.

Yeme içme işine ayrica gireceğim ama Austin'in kafasini anlamak adina;

Bütün mevzu 6th Street'te. Austin'e "Capital of Live Music" denmesinin sebebi de sanırım büyük ihtimalle bu caddeden ve meşhur performans mekanlarından geliyor. Tüm hafta kalacaksanız bir süre sonra içinizi bayacak bu ortam ama 1-2 akşam gidip deneyimlemekte fayda var. Sağlı sollu onlarca performans mekaninin olduğu bu cadde boyunca yürüyüp kulağınıza hoş gelen müziğin çaldığı mekana dalarak tadını çıkartabilirsiniz. Biralar ise genellikle 2-5 dolar arası.

Özellikle interactive bölümü aynı zamanda da networking festivali diyebilirim. İnsanlar bir an bile boş durmuyor, sürekli sağındaki solundaki insanlara ne iş yapıyorsun, nereden geliyorsun diye sorular yöneltip kartvizit değiş tokuşu yapılıyor. Interactive kısmında sürekli telefonuna bakarak ve macbook taşıyarak yürüyen nerd/geek güruh mevcut. Müzik kısmının başlaması ile her yeri dövmeli, elinde mutlaka bir enstrüman taşıyan insanlar kaplıyor sokakları.

Networking ile ilgili olarak, eğer SXSW'ye gidiyorsanız mutlaka SXsocial hesabınızı aktive edin siteden. Daha gitmeden sektör veya uzmanlığınız konusunda bir çok insanla tanışıp, randevulaşmaya başlayabilirsiniz.

SXSW'nin tamamıyla ilgili olarak genel geçer bir tavsiye.. Mutlaka "unofficial party" diye aratın, SXSW Parties gibi Twitter hesapları, Reddit'in SXSW sayfasını takip edin. SXSW'nin düzenlediği partiler kadar bir o kadar resmi olmayan, mekanların veya sponsorların düzenlediği, sürprizlerle dolu partiler gerçekleşiyor. Öyle ki bir anda bir mekanda Dave Grohl'u, diğer mekanda Tenacious D'yi görebiliyorsunuz veya mekanı son anda açıklanan konserler olabiliyor. Gözünüzü dört açın ve mutlaka RSVP yapın tüm partilere, gitmeyecek olsanız bile !! Her yerde bedava wi-fi var, o nedenle endişelenmeyin.

Eğer sıra beklemek, yürümek size göre değilse bu festivali uzaktan, Twitter'dan, bloglardan takip edin. Çünkü neredeyse her oturum için (özellikle keynote) dev sıralara giriyorsunuz, bazen kapasite dolunca bir yerlerde canlı veriyorlar mı acaba diye koşturuyorsunuz (keynoteları boş odalarda canlı yayınlıyorlar), oturumlar farklı otellerde olduğundan iki oturum arası koşar adım ortalama 15 dakikalık bir mesafeyi yürümeniz gerekiyor. Bu koşturmanın arasında ise çoğu zaman yemek yemeğe vakit kalmıyor, kahve, enerji içeceği ile enerjinizi yüksek tutmaya gayret ediyorsunuz.

SXSW yazı dizisi oturum özetleri ve yeme-içme ile devam edecek, şimdilik sağdan soldan ortaya karışık bir kaç fotoğraf paylaşıyorum 😉

Tagged as: , , Yorum
26Oct/120

London Open !

Tam 1 ay önce 30. yaşı devirdim. Geriye dönüp baktığımda ise kendimi bildim bileli bir sporla uğraşıyorum. Uğraştığım tüm sporlara emek anlamında bir hobiden fazlasını vermiş olsam da şimdiye kadar hiç birinde musabık sporcu olamadım, hatta itiraf etmek gerekirse olabilmek aklımın ucundan dahi geçmedi.

Bundan 7-8 ay önce "dur bir bakayım neymiş bu Brazilian Jiu Jitsu" diye en ufak bir fikrim olmadan kapısından girdiğim Balaban JJ Team sayesinde geçtiğimiz hafta hayatımda ilk defa uluslararası bir müsabakaya katıldım ve bronz madalya ile evime döndüm.

Müsabaka heyecanı kesinlikle bambaşka bir şeymiş. Uluslararası BJJ Federasyonu'nun (IBJJF) düzenlediği organizasyona katılmak ile Caddebostan Sahil'deki 3v3 tek pota sokak basketbolu turnuvasına katılmanın uzaktan yakından alakası yok. Tartıya çıkmak, kimononun hakemler tarafından en ufak detayına kadar ölçülmesi bile enteresan bir deneyim.

Takım arkadaşlarınızın size yandan bağırması, farklı takımlardan insanlarla tanışmak, turnuva esnasında yaptığınız sporun büyüklüğünü görmek kesinlikle sizi yaptığınız spora daha çok bağlıyor.

Başta bu spora başlamama vesile olmuş Barış Dokur & Ertan Balaban'a, minderde ilk günden beri bilgi ve birikimlerini esirgemeyen, turnuva esnasında heyecanımı paylaşarak kenardan, Facebook'tan destek veren tüm takım arkadaşlarıma tekrar sonsuz teşekkürler.

Bu sporda kaybetmek diye bir şey olmadığını düşünüyorum. Her şeyden önce paha biçilmez bir deneyim kazandık. Turnuvaya katılan Caner, Can, Doğu, Noyan, Mert ve Melis'e dev alkış !

Bu arada yazıda neden bahsettiğim hakkında fikri olmayanlar için BJJ nedir konulu 2 video paylaşıyorum 😉

http://www.youtube.com/watch?v=BRxrowcvOIw
http://www.youtube.com/watch?v=Iv5qf7fWkxs

*Evet, Brazilian Jiu Jitsu lafını gördüğünüz zaman ilk aklınıza gelen şey "capoeira" idi.
*Videolarda da gördüğünüz gibi şarkı söyleyip dans etmiyoruz.

Oss !!