chnylmz Blog v0.4

8Jul/120

New York City Rehberi / 2. Bolum

Rehberin 2. bölümüne yine Manhattan'dan devam ediyoruz.

Ideya: Dost tavsiyesi ile arayıp bulduğumuz mekanın mojitosu ve bloody mary'si meşhur. Açık ara içtiğim en mojito ve bloody mary burada diyebilirim. İşin sırrı sanırım kullandıkları romda ve bloody mary'nin tüm malzemelerin taze, günlük hazırlanıyor olmasında ve elbette barmenin elinin ayarını da göz ardı etmeyelim.

Chipotle: Bu tavsiye Meksika mutfağı severler için. Sağda solda şubelerini görebilirsiniz ama en merkezi ve bulması kolay olanlardan biri Bryant Park'ın karşısındaki. Burritolar mide fesatı geçirtir cinsten ama bir o kadar lezzetli. Daha ufak porsiyonda bir şeyler arıyorsanız taco deneyebilirsiniz. Buranın en sevdiğim yanlarından biri bardak ve peçetelerde yazan sosyal sorumluluk mesajları.

The Breslin: The Ace Hotel'in altında yer alan bir başka efsane mekan. Burayı mutlaka bir sabah kahvaltıda denemelisiniz. Bunun haricinde de diğer öğünler için yemek menüsü bulunuyor. Kişisel favorim ise aşağıdaki 3 peynirli tost ve yanında ev yapımı sosis olmuştu. nomz!

 

Hagi: Bu mekan Japon mutfağı ve sake menüsü ile ünlü. Time Sq'e yakın ancak bulmak sabır istiyor. Zira ufacık bir kapının açıldığı merdivenlerden yerin bir kat altına inilerek giriliyor. Mekana girdiğiniz zaman da müşterilerin %90'ının Japon olduğunu göreceksiniz. Fiyatlar oldukça uygun, menünün yarısını deneyip makul bir fiyata çıkabiliyorsunuz. Wasabi Dumpling mutlaka siparişleriniz arasında olsun.

Eataly: Flatiron District'e çok yakın olan mekanın özelliği, dev bir binanın zeminine tamamen yayılmış olması. Uçsuz bucaksız mekanın her köşesinde ayrı bir lezzet var. Bir tarafta pizza, makarda, diğer tarafta deniz mahsüller, başka bir tarafta şarap & peynir tattıktan sonra yine İtalyan tatlılarına kahve ile eşlik edebilirsiniz. Yeme-içme dışında da market şeklinde hizmet veriyor.

Birreria:  Eataly'nin içerisinde yer alan asansörden çıkılan bu mekanın yemekleri ve zengin bira menüsü meşhur. Akşam saatlerinde kalabalık olduğundan rezervasyon yaptırmanızda fayda olabilir.

Hill Country BBQ: Yine Flatiron District'e yakın tipik bir Texas grill mekanı. Hem tavukçusu hem etçisi var ama tavsiyem tavuk ile vakit kaybetmeyin. 3-5 çeşit et var, tavsiyem brisket lean. Pound usülü söylüyorsunuz, kağıda sarıp veriyorlar, yine yanına coleslaw gibi ıvır zıvır alabiliyorsunuz. Favori side dish'imiz green bean olmuştu. Fotoğraf lezzeti yansıtmasa da konsepti anlatabilmek adına fotoğrafını paylaşıyorum.

230 Fifth: Manhattan'ın keyifli ve popüler teraslarından biri. Gün batımında veya gecenin ilerleyen saatlerinde çıkıp kokteyl içmek için bire bir. Dress code'a pek takılmıyorlar, kapıda ağır abiler dursa da şort+tshirt formatına arıza çıkarmamışlardı.

Eisenberg's Sandwich Shop: Notlarımız arasında olmasına rağmen gidemediğimiz bir yer. Katz's Deli gibi sandvicleri ile meşhur. Biz gidemedik, bari siz gidin.

Haru: Sake kokteylleri ve sushileri meşhur. Açık ara yediğimiz en iyi sushi idi. Coşarsanız 2 kişi $150 vermeniz olası. Menüde sushilerin kaç parça olduğu yazmadığından 2 kişi 70 parça sushi ile karşılaşmanız da diğer bir olasılık. Mutlaka sipariş verirken sorun.

Arlene's  Grocery: Eğer New York'ta boş bir pazartesi akşamınız varsa mutlaka buraya uğramalısınız. Akşam 22:00 itibariyle başlayan canlı karaokeyi ömür boyu unutamayacağınız bahse girebilirim. Dünyanın en komik host'unun şarkı söyleyip sunduğu, her şarkı söyleyenin adeta bir rock star olduğu bir mekandan bahsediyoruz. Karaokeyi yapanların arkasında çalan grup ise 10 yılı aşkın bir süredir çalıyor. Akan yazı falan yok, önünüzdeki kağıtlardan şarkı seçip sözlerden kopya çekmeye çalışıyorsunuz. YouTube'da aratırsanız ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu arada en meşhur olay ise her şarkı söyleyenin ardından host'un "let's give him a holy shit" diye seyirciyi "hoolllyy shit" şeklinde bağırtması.

Bubba Gump Shrimp Co: Forrest Gump'tan esinlenerek kurulan bu zincirin bir şubesi de Times Sq'de yer alıyor. Deniz mahsüllerinden oluşan bol kalorili menü oldukça lezzetli. Forrest Gump bilgisine güvenenler için garsonlar gelip ödüllü ufak quizler yapıyor. Girişte ise Forrest Gump merchandise edinilebilir.

 

Manhattan'dan Brooklyn'e geçmeden evvel bir kaç genel bilgi daha paylaşmak gerekirse;

Alışveriş için Bryant Park'tan 5th Avenue'ya çıkarsanız Central Park'a varana kadar olan mağazalar eminim sizi tatmin edecektir. 5th Av sonuna geldiğinizde sağınızda göreceğiniz FAO Schwarz ve meşhur Apple Store'a uğramayı ihmal etmeyin. Hatta Apple hastaları mutlaka Grand Central mağazasına da uğramalı.

 

SoHo'da mutlaka W Houston St ve Canal St arasında kalan kısımda Wooster, Greene, Mercer St'te turlayın. Hem street art adına hem de designer dükkanları açısından içerik zengin.

  

  

Okumaktan yorumlayanlar için rehberin 3 ve 4. bölümlerinde ise Manhattan'da gezmelik görmelik son bir kaç yer ve Brooklyn'den bahsediyor olacağım.

İlave sorusu olanları da Twitter'a alalım.

8Jul/120

New York City Rehberi / 1. Bolum

El emeği göz nuru nYc notlarını elimden geldiğince burada derlemeye çalıştım. Eşe dosta, Google aramalarından gelenlere bir faydamız dokunsun.

New York City'deki yeme-içme işine, gezmeye tozmaya ömür yetmeyeceği için notları olabildiğince gruplamaya gayret ettim.

Başlamadan evvel kısa ve genel bir nYc bilgisi;

JFK'ye indiğiniz zaman 2-3 kişi iseniz trenle, metroyla hiç uğraşmayın, atlayın bir taksiye. Zira havaalanından ve merkezden taksiler fiks fiyat. Bahşiş dahil $45-55 arası bir paraya geliyor.

Manhattan'da ise (vaktinizin çoğunu burada geçireceğinizi varsayarak) mutlaka metroyu kullanmayı öğrenmeniz gerekiyor. Gider gitmez haftalık bir metro kartı alırsanız yaptığınız en karlı alışveriş bu olacaktır. Çoğu otel lobisinde, turist ofislerinde de metro haritası var, buralardan kolaylıkla edinebilirsiniz. Metronun girişinde de var ama şahsen bana otellerden aldığım versiyonu daha anlaşılır geldi hep.

Metroda ise bulunduğunuz lokasyona göre haritada yukarı gidecekseniz uptown, aşağı gidecekseniz downtown trenine biniyor olmalısınız. Express ve local train anonslarına, yazılarına da dikkat, express train'e binerseniz 3-5 durak, bazen 10 durak atlama ihtimaliniz var. Brooklyn'e giderken bu iyi bir şey olsa da emin olmadığınız noktada tercih etmeyin.

Taksi kısa mesafelerde çok pahalı değil ama vakit kaybı olabiliyor trafikten dolayı. Ayrıca metroda her an karşılaşabileceğiniz renkli görüntüler de anı olarak cepte kalabilir. Özellikle L Train'de bolca sokak sanatçısına denk gelebilirsiniz. Sebebi ise bu adamlar genellikle Union Sq'de gösteri yapıyor, Brooklyn tarafından gelip gidiyor, dolayısıyla da L Train'e biniyorlar.

İletişim için ise her yerde süper hızlı interneti bulunan Starbucks mevcut. Telefonunuz Viber uygulamasını destekliyorsa Türkiye'den herkesle bu vasıtayla bedava konuşabilirsiniz. Starbucks dışında da Manhattan'da nereye gitseniz bedava wi-fi mevcut.

Aşağıda bahsedeceğim mekanları da Google Maps'den kolaylıkla bu sayede bulabilirsiniz.

Son tavsiyem ise, restoran, bar, cafe gibi mekanların kapısındaki Zagat puanlarına göz atın. Puanlar 30 üzerindendir, 23-24'lük mekanlar iyi, 27'ye inanılmaz gözüyle bakabilirsiniz. iPhone uygulaması paralı ($9.99), ayrıca kitabı da mevcut. Yeme-içme işine düşkün olanlara uygulamasını indirmesini öneririm, nYc'de harika mekanlar keşfedebilirsiniz.

Manhattan

Fiks turistik atraksiyonları yapacağınızı veya en azından aşina olduğunuzu varsayarak Times Sq, Özgürlük Heykeli, Empire State Building gibi geyik mevzuların detaylarına girmiyorum. Sadece gitmek istiyorsanız tavsiyem, sokakta bunların biletlerini satan abilerden hepsine giriş sağlayan biletlerden alıp $5-10 tasarruf edebilirsiniz.

Biletini kapıdan alırsanız Özgürlük Heykeli'ne gitmek yarım gününüzü alabilir. İnternetten alınan biletler için hızlı akan öncelikli sıra var. Ayrıca ablanın tacına çıkmak isterseniz yine biletini internetten almanızı öneriyorum. Ayrıca buraya giden feribotlarda havaalanı güvenliği var baştan uyarayım, ızdırap olabiliyor. Vaktiniz az ise Battery Park'ta bir tur atarak da Özgürlük Heykeli'ni görebilirsiniz.

Rockefeller'ın manzarası nispeten Empire State'e göre daha iyi, altında da gezecek dükkanlar olduğundan tercih sebebiniz olabilir. Kışın da önünde buz pateni yapmak en popüler aktivitelerden. Dizi hastasıysanız altındaki NBC Store'u kaçırmayın. Game of Thrones ve Tru:Blood hastaları için ise hemen yakınında HBO Store var. Yine hemen Rockefeller'ın dibinde de dünyadaki tek Nintendo müzesi var. 5-10 dakika vakit geçirmelik bir yer eğer Pokemon hastası değilseniz.

  

Gelelim Manhattan'da alışveriş ve yeme-içme konularına.

Katz's Deli: Et severler için mabed diyebiliriz. 1888'den beri hizmet veren bu mekanın roast beefli sandvicleri meşhur. Yanında da efsane turşusu. Gerisi teferruat. Önemli uyarı: Sadece nakit çalışıyorlar, kredi kartı geçmiyor.

  

Magnolia Bakery: Sanırım bu dükkandaki hemen hemen her şeyi kendimizi kaybedip yedik 🙂 En efsane lezzet banana puding. Cup cakeler, barlar, pastalar ve hatta kahvesi enfes. Damak zevkinize göre bir kaç parça alın elden ele dolaştırıp her şeyin tadına bakın.

 

Bill's Bar & Burger: Başlangıçları, hot dog ve burgerler nefis. Esas olay ise devasa bira menüsü. Sports bar tadında da bir yer olduğundan NBA maçı izlerken bira içip, hot dog yiyebilirsiniz.

The Counter: Şubeleri mevcut, en kolayı Times Sq'de olan sanırım. Mekanın esprisi ise burgerleri. Ekmeğinden etin gramajına, içindeki soslara her şeyini kişiselleştirebiliyorsunuz. Uzun ve göz doyuran bir check list üzerinden işaretleyip garsona veriyorsunuz. Dikkatimi çeken şey ise menüde yazan et gramajlarının piştikten sonraki ağırlığı olması. Malum bizdeki burgercilerde pişmemiş ağırlıkları yazıldığı için 200 gram köfte beklerken tükürük köftesi gibi bir şey geliyor önünüze.

 

 'wichcraft: Bu arkadaşların ise sandvicleri meşhur. Doyurucu, her öğün için uygun, taze hazırlanan sandvicler mevcut. Sağda solda şubelerine denk gelebilirsiniz ama önerim Bryant Park'tan bir şeyler alıp çimenlere yayılmanız yönünde olabilir.

Fat Witch Bakery: Brownie hastaları için kaçırılmaması gereken mekan. Chelsea Market'a yolunuz düşerse uğrayın mutlaka, o an aç olmasanız bile çantaya atın 😉

Lucy's Whey: Chelsea Market'ta yer alan bir peynirci. Sabah kahvaltısında bir yere oturup uzun uzun vakit geçirmek istemiyorsanız buradan grilled cheese sandwich almanızı öneririm. Peynirleri o kadar iyi ki dönüşte Türkiye'ye taşımak isteyeceğinize bahse bile girerim.

9th Street Espresso: Kahveseverler bu mekanı kaçırmasın. Chelsea Market 'ın ortasında yer alıyor. Zagat skoru 27 ! Macchiato siparişi verip yapılırken izlemenizi öneririm. Kahve değil, sanat.

 

Stumpdown Coffee: Yazının ilerleyen kısımlarında tekrar değineceğim Ace Hotel'in altında yer alıyor. Taze şişelenmiş soğuk kahvelerini, latte'yi tavsiye ederim. Kullanıyorsanız çok şık tumbler da satın alabilirsiniz. Hatta bu abilerin bazı tasarımsal işleri The Fancy, Cool Hunting gibi sitelerde sık sık yer buluyor.

 

Buraya kadar sabırla okuyanları 2. bölümde bekliyorum.